Gök Yüzü Nasıl Yazılıyor? Ekonomi Perspektifinden Sınırlı Kaynaklar ve Seçimlerin Sonuçları Ekonomi, sınırlı kaynaklar ve sonsuz istekler arasında denge kurma sanatıdır. İnsanlar ve toplumlar, kararlar alırken her zaman sınırlı kaynaklarla karşı karşıyadır. Bu sınırlılık, en temel ekonomik ilke olan fırsat maliyeti kavramını doğurur. Herhangi bir kaynağı bir şekilde kullanmaya karar verdiğimizde, o kaynağı başka bir şekilde kullanma olasılığını da göz ardı etmiş oluruz. Bu ilke, sadece parayla ilgili kararlar için geçerli değildir. Dil de bir tür kaynaktır. “Gök yüzü nasıl yazılıyor?” sorusu, dilin ekonomisi açısından önemli bir sorudur. Bu soru, aslında dildeki kullanım ve tercihlerle ilgili yapılan seçimlerin, toplumsal etkilerini…
8 YorumÇevik Bilgi Durağı Yazılar
Grip mi Soğuk Algınlığı mı? Sağlığın Ekonomik Dengesi Üzerine Bir Analiz Bir Ekonomistin Gözünden: Kaynakların Sınırlılığı ve İnsan Bedeni Bir ekonomist için her karar bir tercihtir, her tercih ise bir maliyet taşır. Bu bakış açısıyla insan sağlığı da bir kaynak, hatta en değerli üretim faktörüdür. “Grip mi, soğuk algınlığı mı?” sorusu tıbbi gibi görünse de, aslında ekonominin temel ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir. Çünkü burada mesele yalnızca bir hastalığın teşhisi değil; bireyin, kurumların ve toplumun kaynakları nasıl kullandığıyla ilgilidir. Bir ekonomist olarak düşündüğümüzde, bu iki hastalık arasındaki fark yalnızca fizyolojik değil, ekonomik bir farktır da: Grip, daha yüksek maliyetli bir “sağlık şoku”…
8 Yorumİdari Kolluk Ne Demek? Bir Kasabanın Sessiz Nöbetinin Hikâyesi Bir Akşam Sohbetiyle Başlayan Düşünce Bir sonbahar akşamıydı. Yağmur ince ince yağıyor, kasabanın sokak lambaları yumuşak bir ışıkla ıslanmış taşlara vuruyordu. Meydanın köşesindeki küçük çay ocağında iki dost oturuyordu: Ali ve Zeynep. Ali, kasabanın belediyesinde çalışan, çözüm odaklı ve stratejik düşünen bir zabıta müdürüydü. Zeynep ise sosyal ilişkilerde güçlü, empatik bir öğretmendi. Her ikisi de o gün yaşanan bir olayı konuşuyordu: pazar yerinde çıkan küçük bir kargaşa, kuralsızlıkla düzen arasındaki o ince çizgiyi bir kez daha hatırlatmıştı. Ali, bir yudum çay aldıktan sonra derin bir nefes çekti: “Zeynep, bazen insanlar bizi…
Yorum BırakEn İyi Granit Nasıl Anlaşılır? — Güç, Dayanıklılık ve İktidarın Taşlaşmış Hâli Güç Üzerine Bir Giriş Bir siyaset bilimci için her şey bir güç ilişkisiyle başlar. Granit de bu ilişkinin sessiz ama derin bir sembolüdür. Toplumsal düzeni ayakta tutan, kurumların temellerine benzer bir şekilde, granit de yapının görünmeyen omurgasını oluşturur. En iyi granit nasıl anlaşılır? sorusu aslında şunu da sorar: En sağlam iktidar nasıl kurulur? Çünkü bir toplumun yapısı da bir binanın zemini gibidir — ne kadar parlak görünürse görünsün, temel çürükse sistem çöker. İktidarın Sertliği: Granit Olarak Güç Granit siyaset felsefesinde güçle özdeşleştirilebilir. Sert, soğukkanlı, dirençli… Bu nitelikler, otoritenin…
Yorum BırakEl Yazısı Nasıl Değiştirilir? Yazının Estetiği ve Bilinçli Değişim Süreci El yazısı, tarih boyunca insanların iç dünyalarını ifade etmenin en temel yollarından biri olmuştur. Kalemin kağıtla buluştuğu an, sadece bir iletişim aracı olmanın ötesinde, kişiliğin dışa vurumudur. Ancak zaman içinde, kişisel ve toplumsal değişimler el yazısını da şekillendirmiştir. Bugün, el yazısını değiştirmek sadece bir yazı stilinden ibaret değil, aynı zamanda bireysel farkındalık ve estetik tercihlerle ilgili bir süreç haline gelmiştir. Peki, el yazısı nasıl değiştirilir? Bu sorunun cevabı hem tarihsel bir yolculuk hem de günümüzle paralel bir dönüşüm süreci sunmaktadır. El Yazısının Tarihsel Gelişimi El yazısının tarihi, yazının icadına kadar…
4 YorumBiyogaz Tesisi Karlı mı? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Enerjinin Eğitimi Bir eğitimci olarak her zaman inanırım ki öğrenme, sadece bilgi edinme süreci değildir; dünyayı yeniden anlamlandırma biçimidir. Öğrenme, bir çocuğun meraklı bakışında, bir yetişkinin sorgulayıcı zihninde, hatta bir toplumun enerji üretiminde bile kendini gösterir. Bu yüzden “Biyogaz tesisi karlı mı?” sorusu bana yalnızca ekonomik bir sorgu olarak değil, aynı zamanda pedagojik bir fırsat olarak görünür. Çünkü bu sorunun içinde hem doğayı anlama çabası hem de sürdürülebilirliğin öğretisi gizlidir. Öğrenme Teorileri Işığında Enerjiyi Anlamak Öğrenme teorileri, insanın çevresiyle kurduğu ilişkinin doğasını açıklar. Davranışçı bir bakış açısından bakarsak, biyogaz tesisi öğrenme sürecinde “uyaran”…
Yorum BırakAile Sağlığı Merkezlerinin Kirasını Kim Ödüyor? Antropolojik Bir Bakış Bir antropolog olarak, her kültürel yapının ardında saklı ritüelleri, sembolleri ve sessiz toplumsal sözleşmeleri keşfetmeyi severim. Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), sadece sağlık hizmeti verilen binalar değildir; onlar, toplumun sağlıkla olan ilişkisinin, dayanışma biçimlerinin ve kamusal alan anlayışının somutlaştığı modern tapınaklardır. Ancak bu tapınakların maddi yönü —örneğin, “Aile Sağlığı Merkezlerinin kirasını kim ödüyor?”— sorusu, bizi kültür, iktidar ve aidiyet bağlamında derin bir sorgulamaya davet eder. Kamusal Alanın Yeni Ritüelleri Antropoloji, toplulukların kendilerini nasıl örgütlediklerini, aidiyet duygusunu nasıl inşa ettiklerini inceler. Aile Sağlığı Merkezleri, bu anlamda modern toplumun yeni ritüel alanlarıdır. Her sabah…
Yorum BırakGıybet Ne Kadar Günahtır? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimenin gücü, anlatının büyüsü ve sözün dönüştürücü etkisi… Edebiyat, insanın iç dünyasını dışa vuran bir aynadır. Sözler sadece ses dalgaları değil, aynı zamanda düşüncelerin, duyguların ve değerlerin taşırıcılarıdır. Her kelime, bir hikayeyi, bir duyguyu ya da bir düşünceyi şekillendirir. Bir yazar, kelimelerini öyle seçer ki, her bir harf bir anlam taşır, her cümle bir evren yaratır. Aynı şekilde, bir kelimenin kötüye kullanılması, yalnızca dilin değil, ahlakın da derinlerine iner. İşte bu noktada, “gıybet” kelimesi, hem dilin hem de toplumun karanlık köşelerinden birine ışık tutar. Peki, gıybet ne kadar günahtır? Edebiyatla bu soruya…
4 YorumGotik Nedir, Özellikleri Nelerdir? Karanlığın Felsefi Anatomisi Bir filozof için “Gotik”, yalnızca bir sanat akımı ya da edebi tür değil; insan ruhunun karanlıkla kurduğu estetik bir ilişkidir. Gotik olan, ışığın yokluğunda bile anlam arayabilme cesaretidir. Bu yazıda Gotik’in doğasını etik, epistemoloji ve ontoloji eksenlerinde tartışarak onun yalnızca bir üslup değil, bir varoluş biçimi olduğunu inceleyeceğiz. Gotik Düşüncenin Doğası: Korku ve Anlam Arayışı Gotik kelimesi tarihsel olarak “barbar” anlamında kullanılmıştır. Roma sonrası dönemin mimarisi, karmaşık taş yapıları ve sivri kemerleriyle düzenin değil, taşkın duyguların bir sembolüydü. Ancak felsefi düzlemde Gotik, düzenin içinde gizlenen düzensizliktir. Aydınlanma’nın rasyonel aklının karşısına duyguyu, bilinçaltını ve…
8 YorumUzun Boylu Halterci Olur mu? Bilimin Gözüyle Bir Merakın İzinde Spor dünyasında hepimizin aklını kurcalayan basit ama ilginç sorular vardır. Mesela: “Uzun boylu bir halterci olabilir mi?” Çoğu kişi halterciyi hayal ettiğinde kısa, güçlü, kompakt bir vücut formu canlanır. Ama bu bir kural mı yoksa sadece gözlem mi? Gelin bu soruya bilimsel bir mercekten bakalım, fakat herkesin anlayabileceği bir dille… Biyomekanik Perspektif: Kol ve Bacak Uzunluklarının Etkisi Halter sporunda başarı büyük ölçüde kaldıraç prensipleriyle ilgilidir. Uzun boylu bir sporcunun kolları ve bacakları da görece uzun olur. Bu da demek ki çubuğu yerden kaldırmak için daha fazla yol kat etmesi gerekir.…
4 Yorum